BEYNİNE ELEKTROT SAPLATAN (VE AKLINI KAYBEDEN) SİNİRBİLİMCİ

cyborg_chart2Yine ülkemizdeki yüzlerce medya kuruluşunun pazardaki meyve sebze fiyatlarını, dizi oyuncularının muhteşem hayatlarını verirken atladığı çok önemli bir olay. Benim Wired dergisi sayesinde haberim oldu. Orijinal makale biraz uzun ve teknik, ama en azından ana hatlarıyla olan biteni dilimize kazandıralım.

Beyin ameliyatı 11 saat sürmüştü. 21 Haziran 2014’te öğleden sonra başlamış, ertesi gün doğumuna kadar devam etmişti. Hasta yavaş yavaş anestezinin etkisinden kurtularak kendine geliyordu. Odaya giren beyin cerrahı, metal çerçeveli gözlüğünü çıkardı ve hastaya göstererek sordu: “Bu nedir?”

Hastamız Philip Kennedy, gözlüğe dikkatlice baktı. Sonra gözleri tavana ve televizyona doğru dolaştı. “Eee”,”üüü” gibi anlamsız sesler çıkardı. Cerrah Joel Cervantes, sakinliğini korumaya çalışarak “Acele etme” dedi. Kennedy tekrar cevap vermeye yeltendi, o kadar zorlanıyordu ki boğazı acıdığı için yutkunmakta zorlanan birine benziyordu. Yine anlamsız sesler çıkardı. “Ben ne yaptım!” diye düşündü cerrah.

Philip Kennedy adındaki yaşarken heykeli dikilesi bilimadamı, uzun süredir beyin dalgalarını elektrotlar ile ölçme konusunda uğraşıyordu. Temel amacı, konuşma eyleminin sinirsel iletim modelini ortaya koymaktı. Karayipler’deki Belize adlı ülkeye bu ameliyat için bir kaç gün önce vardığında 66 yaşında sağlıklı bir adamdı. Ameliyat için 30 bin doları gözden çıkarmıştı.

Kennedy, 90’lı yıllarda epey ünlenen bir sinirbilimciydi. Tamamen felçli durumda bulunan bir hastasının beynine algılayıcılar yerleştirerek bir bilgisayarı kontrol etmesini sağlamıştı. Hastasını gururla “ilk sayborg” olarak tanımlıyordu. Kennedy o günden bu güne kendisini tamamıyla bu amaca adadı: insan düşüncelerini tamamen sayısallaştırmak. Zamanla fon kaynakları azalıyor, bulgularını geliştirmekte zorluk çekiyordu. 2012 yılında “2051” adlı bir bilim kurgu romanı yazdı. Asıl amacını bu romanda ortaya koyuyordu, bilgisayarlar zamanla insan beynini alt edecekti ve bunu telafi etmenin tek yolu beyni dış yardımcılar ile geliştirmekti. Sene 2014’e geldiğinde, artık araştırmasını ilerletebilmesi için tek bir yol kalmıştı. Sağlıklı bir beyne elektrot yerleştirmek. Kendi beynine.

Ameliyat aslında sıkıntısız geçmiş gibi görünüyordu. Fazla kanama olmamıştı. Ancak iki gün geçmişti ki, Kennedy yatağında otururken çenesi sıkılmış bir şekilde titremeye başladı. Bir eli de kontrolsüzce sallanıyordu. Durmadan “üzgünüm”, “üzgünüm” diyordu. Tek söyleyebildiği buydu. Cerrah çenesini sıkmaktan dişleri kırılacak diye korkmuştu. Yazı yazmaya çalıştığında ise anlamsız işaretler çiziyordu.

Kennedy’nin bu kadar riske girmesinin sebebi, beyin ile bir şeyleri hareket ettirmekten çok konuşma eylemiyle ilgilenmesiydi. Çünkü konuşma, bir eli hareket ettirmeye göre çok daha karmaşık bir eylemdi. [Örneğin çok uykunuz varken yabancı bir dil konuşmak çok daha zorlaşır, ya da beyin hasarlarında ilk konuşma etkilenir] Ölçümlemek için diğer sinirbilimcilerden farklı bir yöntem geliştirmişti. Altın kaplama elektrotları, sinir iletim sıvısıyla dolu bir cam koninin içine koyarak korteksin derinliklerine yerleştiriyordu. Kendi beynine yaptırdığı işlem de buydu.

Ameliyattan bir kaç gün sonra, Kennedy’nin nişanlısına durumu bildirdiler. Ancak kadın pek de bir sıcaklık göstermedi. “Ona yapmamasını söylemiştim” dedi.  [Ne nişanlıymış. Adamın gizli amacı belki de bu kadının beynini anlamaktı]

Günler bu şekilde geçti. Havanın çok sıcak olduğu bir gün, hastanenin sahibi Kennedy’ye buz gibi bir şişe misket limonatası getirdi. Kennedy şişeden bir yudum aldı, ve ağzından “İyi geldi” cümlesi çıktı. Sonunda, kendi kafatası içinde hapsolan Kennedy geri dönmüştü. Bir süre daha nesnelerin isimlerini karıştıracaktı, ama iyileşme devam ediyordu. Baştaki zorlukların ameliyat sonrası beyin şişmesi nedeniyle ortaya çıktığını tahmin ediyorlardı. Nihayet evine gönderdiler. Artık Kennedy beynindeki cam koninin içindeki sıvının kendi sinir hücreleriyle dolmasını bekleyecekti.

Aynı yıl Ekim ayında, bu kez ölçümleme yapılacak aletlerin monte edilmesi için ikinci bir ameliyat olmak üzere tekrar Belize’ye uçtu. Neyse ki bu ameliyat sorunsuz geçti. Ancak Belize’dekiler takılan alet edevatın büyüklüğü konusunda şaşkınlıklarını gizleyemediler. “Hiç mikro elektronik diye bir şey duymadın mı be adam!” dedi hastane sahibi olan bay Powton.

 

Phil Kennedy'nin beynine saplattığı elektrot düzeneği

Phil Kennedy’nin beynine saplattığı elektrot düzeneği

 

Kennedy Mayıs 2015’te ofisinde Wired muhabiri ile buluştu. Yüzündeki mimiklerde ameliyatın etkileri az da olsa hala görülebiliyordu. Ameliyat CD’sini muhabire izletmek için Windows 95 işletim sistemi kullanan bilgisayarına taktı. CD sürücü gürültülü bir şekilde çalıştı ve Kennedy’nin kafatasının açılmasından itibaren ameliyatı göstermeye başladı. Kennedy ameliyatı bir maç izler gibi heyecanla izliyordu. “Hayır orayı kaldırma!”, “Bu açıda girmemesi lazım!” gibi uyarılarla geçmişte yapılmış ameliyatına müdahale etmeye çalışıyordu.

Görüşmeleri bittiğinde muhabir çalışmalarına halen devam eden Kennedy’ye kendini tekrar aynı şekilde denek olarak kullanıp kullanmayacağını sordu. “Kesinlikle hayır” dedi Kennedy. “Kesinlikle beynimin aynı tarafında değil. Diğer tarafında deneyeceğim.”

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s