YAŞA VAROL SARTRE

Şimdiye kadar en çok yanlış anlaşılmış görüşlerden birisidir Sartre’ın varoluşçuluğu. Teist kesimlerden ve tam olarak okuyup anlayamamış çevrelerden tenkitler gelmiştir genelde. Sartre’ın felsefesini özetlerken, bu tenkitlerin neden yersiz olduğunu da aktaracağım.

Tam adıyla Jean-Paul Charles Aymard Sartre, 1905 yılının en uzun gündüzünde, 21 Haziran 1905’te Paris’te doğdu. 10 yaşına kadar yaşıtlarından yalıtılmış bir şekilde, dul kalmış olan annesi ve annesinin ailesiyle birlikte yaşadı. Bu yalnızlıkla geçen uzun çocukluk dönemi büyük olasılıkla görüşlerini ve yazacağı eserleri de etkiledi. Etrafından izole bir şekilde yaşayan insanlar hakkında yazacaktı sıklıkla.

Gözündeki rahatsızlık ve boyunun kısa olması nedeniyle kendisini ‘çirkin’ olarak nitelendiriyordu. Hayat boyu inişli çıkışlı bir ilişki yaşayacağı Simone de Beauvoir ile Paris’te devam ettiği École Normale Supérieure’de tanıştılar. 1938 yılında yazdığı, kendi varoluşundan ürperen bir Fransız yazarı anlattığı Bulantı (La Nausée) ilk ciddi yapıtıdır. Halen okumadıysanız bir an önce okumanızı öneririm. Sartre ayrıca oyunlar da yazdı. 1944 yılında yazdığı Huis Clos (Çıkış Yok)’ta ünlü repliği “Cehennem başkalarıdır” yer alır. Temel başyapıtıysa 1943 yılında yayınlanan Varlık ve Hiçlik (L’Être et le Néant) adlı denemesidir. Varoluşçu felsefenin temel metinlerinden biri olarak kabul edilmektedir. 1964 yılında kendisine verilmesine karar verilen Nobel edebiyat ödülünü, sonraki kuşaklara ders olacak bir manifesto ile reddetmiştir. Ona göre bir yazar, asla kurumlaşmamalı ve bir kurum ile birlikte anılmamalıdır.

Muhalif duruşu nedeniyle hapse atılması gündeme geldiğinde devlet başkanı Charles De Gaulle tamamen karşıt görüşlerde de olsalar buna engel olmuş ve o ünlü sözlerini sarf etmişti: “Sartre Fransa’dır!”.  Ömrü boyunca onurlu duruşunu sürdüren, pek çok önemli felsefi metne imzasını atan, toplumsal sorunlarla yakından ilgilenen Sartre, 15 Nisan 1980’de Paris’te yaşama veda etti.  

Sartre’a göre özgürlük

Sartre esas olarak özgürlüğün mutlak ve kökten olduğu varsayımını ortaya koyar. Köktendir, çünkü sonradan edinilmez. Gözünüzün önünde canlandırabilmek için insanın gerçek karar verici olan kısmını, yani iradesini merkezde bir nokta olarak düşünün. Noktanın etrafında çizgiler ve düzlemler olduğunu hayal edin. Bunlar karakter, aile, din, kültür, dil gibi insanların içinde yetiştiği unsurlar olsun. Sartre’a göre bu nokta yani insanın karar verici iradesi, hiç bir şarta, doğum yerine, dine, geleneklere, tabulara, fiziksel koşul ve engellere, yani etrafındaki çizgi ve düzlemlere bağımlı olmaksızın olası kararlar uzayında istediği yöne gitmekte özgürdür. Seçim yapmadaki bu özgürlüğü Sartre’a göre insanı ayrıcalıklı bir konuma koyar. Sartre’ın bir amacı da, genelde şartları kabullenici ve tembel olan insana bu özgürlüğe mahkum olduğunu hatırlatmaktır. Örneğin, gençliğinde müzisyen olmak yerine babasının tutuculuğu nedeniyle fırıncı olmak zorunda kalan bir adama Sartre muhtemelen şöyle diyecektir: “Etrafındakiler ne yaparsa yapsın, engeller ne olursa olsun müzisyen olmayı seçebilecek tek karar verici sendin. Oysa sen, bu kararına yardımcı öğeler aradın, bulamayınca da teslim oldun.”

Tenkitçiler bu görüşü ele alırken Sartre’ın edilgen, kötümser olduğunu ve hiçliği savunduğunu öne sürdüler. Oysa Sartre, seçim yapmakta ne kadar özgür olduğumuzu söylerken aslında bu seçimin de büyük bir sorumlulukla yerine getirilmesi gerektiğini belirtiyordu. Asla “ne seçersen seç herhangi bir şey seç” gibi sığ bir yaklaşım önermiyordu.

Özgürlük tanımını bu şekilde özetledikten sonra, temel ilkelere göz atalım. Bu ilkeleri tanımlayan sözcüklerin olumsuz çağrışım yapmasına takılmayın. Bunlar sadece felsefeyi tanımlayan teknik terimlerdir. Sartre’ı yanlış yorumlayan pek çok kişi bu tanımlardan yola çıkarak bir nevi tasavvufi ve trajik yaklaşımlarla anlatılmak istenen olgulardan çok farklı şeyler anlamışlardır, Orhan Gencebay’ın acıklı şarkılarına taş çıkaracak şekilde. Sartre’ın vurguladığı ise, özgürlüğümüzün köktenci yapısının bilincine vararak sorumlu olmamız gerektiğidir.

İlkeleri 3 maddede özetleyebiliriz:

  1. Varoluş, nitelikten önce gelir (insan için)
  2. Terkedilmişlik
  3. Çaresizlik

1. Varoluş, nitelikten önce gelir (insan için)

Bu ilke sadece insan için geçerlidir. Sartre bunu kağıt bıçağıyla (zarf açma bıçağı) örnekler. Bıçak bu ilkenin dışındadır, çünkü bıçağı yapan usta daha onu ortaya çıkarmadan, yani bıçak varolmadan önce onun niteliğini bilir, ve ona göre, adım adım üretir. Yani bıçak örneğinde nitelik, varoluştan önce gelir. Oysa insan, olduğu şeyi ancak yaşadıkça ortaya çıkarır. İnsan, niteliklerini edinip dönüşeceği asıl insan olmadan önce vardır. Bıçağın önce niteliği vardır, daha sonra ustanın ellerinde varolur.

Bu ilkenin altında Sartre ayrıca insanın bir seçim yaparken, aynı zamanda tüm insanlık için seçim yaptığını söyler. Örneğin evlenmeye karar veren birisi, evlilik eyleminin tüm insanlık için doğru bir eylem olduğu kabulüyle bu kararı verir. Bu nedenle her ne kadar özgür olsak da, yaptığımız seçimler rastgele değil sorumluluk ile yapmamız gereken seçimlerdir.

2. Terkedilmişlik

Terkedilmişlik, insanın kendi varoluşunu tanımlama yolunda yaptığı seçimlerde tamamen yalnız olduğunu vurgular. Ona rehberlik edecek bir nesnel kurallar sistemi, bir tanrı, bir plan yoktur. Sartre’a göre insanın eylemlerini doğrulamak için başvuracağı dışsal unsurlar bulunmaz. İnsan, değerlerini sürekli olarak seçmeli ve yeniden seçmelidir. Sartre bunu örneklemek için genç bir adamı örnek verir. Bu adam, Nazilere karşı Fransız direnişine katılmak ile annesinin yanında kalmak arasında kararsız kalmıştır. Danışacak birini aramaktadır. Ancak rehberlik istiyor gibi görünse de, danışmayı seçeceği kişi izleyeceği yolu çoktan seçtiğini gösterecektir. Seçeceği kişi mutlaka her iki taraftan birine daha yatkın olacaktır, Nazilerle işbirliği ya da direniş yoluna. Sartre bu örnekle şunu söylemek istemektedir: Seçme yükümlüğünü başkasının sırtına yükleyemezsin. Seçtiğin rehber zaten izleyeceğin yolu belirler. İnsan, özgürlüğünden kaçamaz. Sartre’ın sözcükleriyle “İnsan özgürlüğüne tutsaktır”. Seçmekten başka bir seçeneği yoktur. Terkedilmişlik ilkesi, kararlarımız ile baş başa olduğumuzu ve onlardan tek başımıza sorumlu olduğumuzu söyler.

3. Çaresizlik

Çaresizlik, sınırlarımızı anlamak ve kabullenmektir. Yaşamın çok büyük bir kısmı bizim kontrolümüz dışında gerçekleşir ve tanrı dahil hiç kimse ve hiç birşey sorunlarımızı (kararsızlıklarımızı) bizim için çözmek üzere müdahale etmeyecektir. Sartre felsefesi ateizmi özel olarak vurgulamaz, ama şunu söyler: Tanrı varolmuş olsa da insanın karar verirkenki yalnızlığı, terkedilmişliği ve çaresizliği değişmeyecektir. Bizim dışımızda, bize yönlendirme yapacak bir kudret yoktur. Bu anlamda umut yoktur. Böyle bir umudun yokluğunda insana düşen cesaret ile yaşamaktır. Sartre’a göre  Descartes “Dünyayı fethedeceğine kendini fethet” derken bu olguya gönderme yapar. Tenkitçiler çaresizliğin kötümser bir ilke olduğunu söyler, ama aslında onları bu söyleme iten çaresizlik ilkesinde gizli olan keskin iyimserliktir. Çünkü insana ne olacağına karar verirken dizginlenemeyecek bir özgürlüğe sahip olduğunu, bu özgürlüğün kökten olduğunu anlatır. Karakteri ya da dışsal faktörleri suçlamanın anlamsızlığını gösterir.

Özet olarak, insan, kendisini belirleme ve kendini aşma yeteneği olan tek canlıdır. Sartre bunu karşılaştığı birine bir cümle ile anlatmak isteseydi, muhtemelen “Kendini gerçekleştir!” derdi. Unutmamak lazım ki en mutsuz insanlar, yapabileceği şeyleri yapmamış olanlardır. Ölüm korkusunu da en yoğun olarak bu insanlar yaşar. Yaşanmamışlıktır aslında korktukları. Doğa, potansiyelini gerçekleştirmeyini sevmez, gözünün yaşına bakmadan hemen eler.

Kendinizi gerçekleştirmeniz dileğiyle.

Venedik 1967

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s