HÜRRİYET’TEKİ AYRILIKLAR

lyYj56Ki_400x400Hürriyet’teki yazar ayrılıkları birbirine benzer akışlar ile gerçekleşmeye başladı. Son olarak Yılmaz Özdil olayında da gördük. Önce küfürlü bir yazı yazılır, sonra da ya istifa edilir ya da işten çıkartma gerçekleşir.

2010 yılında Oktay Ekşi “Bunlar analarını da satarlar” cümlesini taşra baskısına koydurmuş ve ardından “Kantarın topuzunu kaçırmışız” diyerek istifa etmişti. Emin Çölaşan’ın da ifadelerinin hakaret sınırlarında dolaştığı sık sık görülüyordu. Daha sonra gazete yönetimi hükümetin de baskılarıyla Çölaşan’ın ilişiğini kesmek zorunda kalmıştı.

Benim anlamadığım, bu tarz ayrılıklar tam olarak hangi amaca hizmet ediyor. Eğer muhalif görüşe hizmet ediyor denirse bu pek de doğru değil, çünkü Hürriyet hiç bir zaman ana akım medyanın en etkili gazetesi olma durumunu kaybetmeyecek. Yani bu yazarlar ana akım medyasıyla insanlara görüşlerini aktarma imkanlarını kaybediyorlar. Emin Çölaşan ve Bekir Coşkun gittikten sonra kimse bu gazeteyi almayacak denmişti, ama hala Hürriyet Türkiye’deki en etkili gazete. Şimdi hatırlamayabilirsiniz ama Yılmaz Özdil, Emin Çölaşan kovulduğunda Hürriyet’e getirilmişti. Çölaşan yazmaya başladığında insanlar bir kaç gün Sözcü aldı ama daha sonra bir gazete olarak aradıklarını bulamadıkları için Hürriyet’e geri döndüler. Okumaya devam et

Reklamlar