SIRA ANAYASA MAHKEMESİ ANDI’NDA

(13 Ocak 2011 tarihli Hürriyet gazetesinde yayınlanmıştır.)

HÜRRİYET Gazetesi’nde dün “Uyumda, mahkeme andı değişti” başlığı ile yayınlanan habere göre Anayasa Mahkemesi başkan ve üyelerinin devlet protokolü önünde göreve başlarken içtikleri ant metninden “Türk milleti” ve “Türk evladı” ifadeleri çıkarıldı.

Şimdi başka bir kaynaktan alıntı yapalım. Baron Joseph Von Hammer Purgstall’ın Osmanlı Tarihi Ansiklopedisi, Cilt 1, Sayfa 29 (Bolca Arapça ve Farsça bulaşmış Mehmet Ata Bey çevirisi ile):


“Bizzat Osmanlı milletinin ilk pederi olmak üzere tanıdığı “Türk”ün, Herodot’un ‘Targitaus’u ve Tevrat’ın ‘Togarma’sı olacağı anlaşılır. Bazı kavimler, hiç hakları olmadığı halde kendilerine Türk namını vermişlerdir. Diğer bazıları ise, bil’akis, hakikaten bu aşiretin nesli iken, bir veçhile asıllarına delalet etmeyecek isimler almışlardır. Tatar ve Moğol müverrihleri, kendi milletlerine Yafes’in oğlu ‘Türk’ün biraderleri ve torunları sandıkları ‘Tatar’ ve ‘Moğol’un yedinci derecede evlatları addetmekle soyluluk iddiasında bulunmuşlardır. Halbuki hakiki Türk olan Osmanlılar, bu ismi şerefe dokunan bir isim sayarak, reddile, göçebe aşiretlere ve vahşi kavimlere tahsis ederler.”

Aynı kaynak, sayfa 31:
“Türk lafzı bugün Osmanlılar arasında ‘barbar-kaba’ya mütedarif (eşanlamlı) bulunmuştur.” (Osmanlı zamanında Türkçe kişi adları da neredeyse yok denecek kadar azalmış, bebeklere günümüze kadar gelen Arapça ve Farsça kökenli adlar dışında bir ad neredeyse verilmez olmuştur.)
Öyle gözüküyor ki asli unsurunu inkar etme eğilimi, yüz yıllar geçse de, geçmişteki on binlerce yıl boyunca olageldiği gibi amaca ulaşılamayacağı bilinse de bazı kesimlerde tüm hızı ile devam etmektedir. Bir eski “Cumhurbaşkanı”nın kardeşi olan Korkut Özal, 13 Kasım 2008 tarihli Siyaset Meydanı isimli TV programında ağabeyinin kendisine “Keşke Atatürk ülkenin ismini Türkiye yerine Anadolu koysaydı” dediğini ve sorunların ülkenin ismini değiştirerek çözülebileceğini söylediğinden bahsetti. Yani söz konusu yeni Osmanlı hayalcisi kesimin ‘ajanda’sında sadece antlardaki küçük değişikliklerin olmadığı açık.

Türkiye ismi iddia edildiği gibi etnik bir isim değildir, tüm uluslarda olduğu gibi kurucu unsurdan tanımını alan birleştirici bir üst tanımdır. “Ne mutlu Türk’üm diyene!” ifadesi bunun en kısa ve dahice özetidir. Günümüz dünyasının temelini oluşturan ulusal kültürlere dayalı düzende, nasıl Fransa Fransızların, Almanya Almanların ise, Türkiye de bu anlamda Türklerin ülkesidir. Bu anlamda bu ülkelerde olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bir “Türk” herhangi bir kutsal inanca ya da herhangi bir genetik alt kökene sahip olabilir. (En azından Fransa’da ne kadar çok zenci ‘Fransız’ olduğu ve Fransa Cumhuriyeti’ne katkılarda bulunduğu buna en basit örnektir).

250 milyonu aşan mensubu ile Türk tanımı siyasi dünyadaki en güçlü üst tanımlardan biridir ve bundan ayrışmaya çalışmak en basit ifade ile ‘akılcı’ değildir. Bu tanımı değiştirmeye yönelik gösterilecek hiçbir çaba, bu çabayı gösterenler dahil kimseye bir fayda getirmeyecektir ve düzeltici adımlar atıldıktan sonra boşa gitmiş çabalar olarak tarihteki yerlerini alacaktır. Akılcı olan, bunlarla zaman kaybetmek yerine Türk tanımını ve birliği daha da güçlendirici, ve uygarlık alanında geliştirici adımları atmaktır.

Adilhan ŞENGÖR

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=16750406&tarih=2011-01-13

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s