BİR PAYLAŞIM VE TÜRKİYE’NİN SORUNLU İNSAN STOĞU

Bu yazı diğerlerine göre biraz sert kaçacak ama yazmak zorundayım.

Darbe girişimi sonrası sosyal medyada paylaşılan bir yazı var. “Durum çok ciddi” diye başlayan. Bu yazı insan kaynağımız hakkında çok önemli bir sorunu ortaya koyuyor. Nedeni şu: Üşenmedim ve saydım, benim mezun olduğum üniversite bölümünden listemde olan tam 18 arkadaşım bu yazıyı paylaştı. Okuduğum bölüme Türkiye’de ilk 3000’e girerek girmiştim, yani yabana atılacak bir bölüm değil. Yani kafasında diferansiyel denklemleri, integrali, atom altı yapıları, çok aşamalı algoritmaları, geniş veri analizlerini modelleyebilecek düzeyde bir kitleden bahsediyoruz.

Şimdi, bu arkadaşların şahsında, belli bir düzeyde eğitim almış olup da bu yazıyı paylaşan herkese sormak istiyorum:

  1. Arkadaşlar, insanlar darbeye neden karşı? (Cevap: Sivil idarenin yetkisini üzerine aldığı için)
  2. Sahte paylaşımda yetkili kurum olarak kimin adı verilmiş? (Cevap: Jandarmanın! )
  3. Jandarma sivil bir kurum mu? (Cevap: Hayır)
  4. Sivil idare darbeyi bastırdıktan sonra sivil alandaki bir yetkiyi tekrar askere verir mi? (Cevap: Hayır)

Okumaya devam et

BEYNİNE ELEKTROT SAPLATAN (VE AKLINI KAYBEDEN) SİNİRBİLİMCİ

cyborg_chart2Yine ülkemizdeki yüzlerce medya kuruluşunun pazardaki meyve sebze fiyatlarını, dizi oyuncularının muhteşem hayatlarını verirken atladığı çok önemli bir olay. Benim Wired dergisi sayesinde haberim oldu. Orijinal makale biraz uzun ve teknik, ama en azından ana hatlarıyla olan biteni dilimize kazandıralım.

Beyin ameliyatı 11 saat sürmüştü. 21 Haziran 2014’te öğleden sonra başlamış, ertesi gün doğumuna kadar devam etmişti. Hasta yavaş yavaş anestezinin etkisinden kurtularak kendine geliyordu. Odaya giren beyin cerrahı, metal çerçeveli gözlüğünü çıkardı ve hastaya göstererek sordu: “Bu nedir?”

Hastamız Philip Kennedy, gözlüğe dikkatlice baktı. Sonra gözleri tavana ve televizyona doğru dolaştı. “Eee”,”üüü” gibi anlamsız sesler çıkardı. Cerrah Joel Cervantes, sakinliğini korumaya çalışarak “Acele etme” dedi. Kennedy tekrar cevap vermeye yeltendi, o kadar zorlanıyordu ki boğazı acıdığı için yutkunmakta zorlanan birine benziyordu. Yine anlamsız sesler çıkardı. “Ben ne yaptım!” diye düşündü cerrah. Okumaya devam et

KİTAP ÖZETİ VE İNCELEMESİ: GOOGLE NASIL ÇALIŞIR

Google Nasıl Çalışır

Google eski CEO’su Eric Schmidt ve Başkan Yardımcısı Jonathan Rosenberg’in birlikte yazdıkları Google Nasıl Çalışır (How Google Works) çoğu iş kitabının aksine içeriği oldukça dolu bir kitap. Google’ın işleyişiyle ilgili gizli olması gerektiğini bile düşündürecek pek çok bilgi veriyor ve genel yönetim anlayışına ilişkin bol miktarda somut önerilerde bulunuyor. Okuma dili konusunda yine aynı tavsiyede bulunacağım, İngilizceniz orta düzey ve üzeriyse mutlaka Türkçe çevirisi yerine orijinalinden okuyun. İngilizce ve Türkçe gibi farklı ailelere ait diller arasındaki çevirilerde önemli anlam kayıpları ve anlatım bozuklukları olabiliyor.

Ben kitap özetlerini bölüm sırasıyla yazmak yerine en çok aklımda kalan, ilgimi çeken noktalardan başlayarak yazmayı tercih ediyorum. Bu nedenle bu kitapta da böyle bir sıralama izleyeceğim.

Öncelikle en çok akılda kalanlardan birisi, Google ve Rhodes bursu arasındaki yakın işbirliği. Öyle ki kitapta bu bursa sahip olanların herhangi bir eleme uygulanmadan Google’da işe başlayabileceği belirtiliyor. Bu neden dikkat çekici? Çünkü Rhodes bursunu veren kurum  Okumaya devam et

BİR KILIÇDAROĞLU ANEKDOTU

fft17_mf115402Sene yanılmıyorsam 2008 idi. Kemal Kılıçdaroğlu‘nun İstanbul Belediye Başkanlığı için aday olduğu dönem. Kendisiyle tanışmak için Gayrettepe Dedeman Oteli’nde bir yemek organize edilmişti. O yemeğe ben de katıldım.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından sonra sıra konukların soru sorması faslına gelmişti. Soru soranlardan birisi de ünlü kalp cerrahı Bingür Sönmez idi. Sönmez mikrofonu eline aldığında şu soruyu sordu:

“Kemal bey, siz özellikle son dönemlerde AKP mensuplarının yolsuzluklarını ortaya çıkardığınız için sürekli gündemdesiniz. Bu, mevcut CHP Genel Başkanı‘nı rahatsız etmiyor mu? Yani sizi kendisine bir rakip olarak görmüyor mu?”

Normal şartlarda Kılıçdaroğlu’nun bu soruyu nasıl cevaplaması beklenirdi? Sorudaki imaya tepki göstermesi, genel başkanın böyle kamuya açık bir ortamda kötülenmesini reddetmesi, Deniz Baykal‘ın eğer belediye seçimini kazanırsa kendisiyle ancak gurur duyacağı şeklinde bir yanıt vermesi beklenirdi. Ancak Kılıçdaroğlu bu soruyu nasıl cevapladı dersiniz? Aynen aktarıyorum: Okumaya devam et

KİTAP ÖZETİ VE İNCELEMESİ: SAPIENS / YUVAL NOAH HARARİ

IMG_6042Öncelikle şunu söyleyeyim, daha önce önerdiğim Üçüncü Şempanze‘yi henüz almadıysanız ilk olarak bu kitabı okumak isteyebilirsiniz. Çünkü Üçüncü Şempanze’nin yazarı Jared Diamond, Yuval Harari’ye bu kitabı yazarken bir nevi akıl hocalığı yapmış ve kendi kitabına göre çok daha akıcı ve öykü tonunda bir metin ortaya çıkmış. Diamond’un kitabı elbette hala bir başyapıt. Ancak çok miktarda veri içeriyor. Öte yandan Diamond (Harari’nin aksine)  gerçek bir bilimadamı olduğu için biraz daha teknik ve gerçekçi bir dil kullanıyor, ayakları daha yere basan, siyasi anlamda daha tarafsız çıkarımlarda bulunuyor.

Kudüs İbrani Üniversitesi‘nde tarih dersleri veren Harari’ye baktığımızda ise hızlı bir şekilde okunabilen, daha akılda kalıcı bir yazım tekniği görüyoruz. Fakat yazarın “Dünya Devleti” kehanetini biraz ısrarla öne çıkarması bu tarz bilimsel bir başlıktan beklenen tarafsızlığa açıkça ters düşüyor ve komplo teorisyenlerine gün doğuruyor. Harari’ye göre hiç şüphe götürmeyecek şekilde dünya tek bir devlet olmaya doğru gidiyor. Bu savın bizim gibi ulusal birliğine sahip çıkan ülkelerde hangi şekilde kullanıldığını çok iyi biliyoruz. Bu akımın kafasındaki Dünya Devleti’nde yöneticilerin ‘kimler’ olacağı çoktan belli. Bizdeki başkanlık sistemini isteyenler neden istiyorsa bunlar da aynı sebeplerden Dünya Devleti istiyor.

Ayrıca ortak tarihçi komisyonu önerisi Ermenistan tarafından kabul edilmemiş olmasına rağmen Okumaya devam et

FRANSIZ MONARŞİSİ NASIL YOK OLDU?

versay

Evet devrimin nasıl geldiği tarih derslerinde madde madde anlatılır, insan hakları, aydınlanma, liberte, egalite, vesaire. Ama işin arka planı o kadar da basit değil. Kralın sonunu getiren zincirleme olayları başlatan şey, aslında tek bir şirketin ve onun ortaya çıkardığı krizin kötü yönetilmesiydi: Mississippi Şirketi. Nasıl olduğunu anlamak için 18. yüzyıl başlarına gidelim. Okumaya devam et

YAŞA VAROL SARTRE

Şimdiye kadar en çok yanlış anlaşılmış görüşlerden birisidir Sartre’ın varoluşçuluğu. Teist kesimlerden ve tam olarak okuyup anlayamamış çevrelerden tenkitler gelmiştir genelde. Sartre’ın felsefesini özetlerken, bu tenkitlerin neden yersiz olduğunu da aktaracağım.

Tam adıyla Jean-Paul Charles Aymard Sartre, 1905 yılının en uzun gündüzünde, 21 Haziran 1905’te Paris’te doğdu. 10 yaşına kadar yaşıtlarından yalıtılmış bir şekilde, dul kalmış olan annesi ve annesinin ailesiyle birlikte yaşadı. Bu yalnızlıkla geçen uzun çocukluk dönemi büyük olasılıkla görüşlerini ve yazacağı eserleri de etkiledi. Etrafından izole bir şekilde yaşayan insanlar hakkında yazacaktı sıklıkla.

Gözündeki rahatsızlık ve boyunun kısa olması nedeniyle kendisini ‘çirkin’ olarak nitelendiriyordu. Hayat boyu inişli çıkışlı bir ilişki yaşayacağı Simone de Beauvoir ile Paris’te devam ettiği École Normale Supérieure’de tanıştılar. 1938 yılında yazdığı, kendi varoluşundan ürperen bir Fransız yazarı anlattığı Bulantı (La Nausée) ilk ciddi yapıtıdır. Halen okumadıysanız bir an önce okumanızı öneririm. Sartre ayrıca oyunlar da yazdı. 1944 yılında yazdığı Huis Clos (Çıkış Yok)’ta ünlü repliği “Cehennem başkalarıdır” yer alır. Temel başyapıtıysa 1943 yılında yayınlanan Okumaya devam et