O kadar zor mu?
Tosttan bahsediyorum. 
Sabahları işe gitmek için Kadıköy - Kabataş vapurunu kullanıyorum. Zaten küçücük vapurlar geliyor her sabah, herhalde ellerinde büyük gemi kalmamış olacak. Bir de kahvaltıyı vapura erteleyenler için olayı işkenceye çeviren tost-çay alma telaşı eklenince, aslında çok güzel olabilecek bir güne başlangıç biraz can sıkıcı bir hal alıyor.
Halkımız da ne yapsın, şöyle garip bir ritüel geliştirmiş. Aslında çok kalabalık olan vapura girdiğinizde, herkes ayakta ama koltuklar boş. Daha doğrusu bir takım eşyalar oturuyor. Masalı koltuklardaki az sayıda yerden birini kapabilen, artık elinde ne varsa (çanta, gazete, kese kağıdı vs.) oturacağı yerin üzerine bırakıyor. Bunun anlamı şu: “Yerime oturma! Çay-tost sırasındayım.” (Bir keresinde bir kadın yerine oturdum diye kızıp masaya peçete bıraktığını söyledi ve nasıl görmediğimi sordu.)
Bunların sebebi, kendini şehirhatlarına da çok güzel şekilde yansıtan sevgili İdo işletmesinin bu güzelim yolculukta eskiden uygulanan, bir görevlinin çay-tostu tepsi ile masalara, hatta diğer salonlara servis yapması hizmetini işi devraldığı anda kaldırıvermesi. Hatırlayacağımız gibi düz yolda (pardon düz denizde) son sürat bir kuru yük gemisine çarpmayı, ya da koskoca iskeleyi batırmayı da başarmış olan bir işletme anlayışının devamı adeta. Ara sıra çay ve portakal suyu dolaştırılıyor, ama o tepsiye tost koymak akıl edilemiyor.
Hadi çalınma riskini göze alıp sen de koltuğa bir parçanı bıraktın ve tostunu aldın diyelim, iş öyle kolay bitmiyor. “Bir de çay alacağım” diyorsun, cevap hazır “Çaylar diğer taraftan!”. Neden ??? Vapur büfesi değil 500 metrekarelik otel açık büfesi sanki. Elini uzatsan da yandan alıp çay versen ölür müsün? Bir bakıyorsun çay makinesinin olduğu tarafta ayrı bir sıra olmuş, insancıklar ellerindeki tostun yarısını zaten çayı beklerken bitirivermiş, bir yandan da akılları koltuklara bıraktıkları eşyalarında. İşe/okula boğaz gibi bir güzellikten gitme ayrıcalığı, bir anda saçma bir stres kaynağına dönüşebiliyor. Dünyada en çok yolcuyu istifliyoruz hem de feribotlar başkanı olduk yihhu falan filan diye afişler asıyorlar ama yolcu için büyük filodan çok kaliteli hizmet önemli. Kalite sayıdan daha önemlidir ne de olsa.
Ayrıca tostlara yağ mı sürülmez oldu nedir, artık o kupkuru ve kayış gibi bir tost. Tosta biraz yağ sürmezsen bir şeye benzemez kardeşim, yağ istemeyen varsa söyler sürmeyiverirsin. Aynı yönetimin (Beltur) Kabataş iskelesindeki büfesi de ayrı bir vaka. Onların da çay demi ile ilgili kronik bir sorunları var. O kadar açık ki, artık ender de olsa içersem sadece dem koyduruyorum ama yine de çayın rengi viski kıvamını geçemiyor. (Belki bu benzetmeden sonra biraz daha demli yaparlar. Aman bu sefer de zift gibi olmasın da.)
Neyse, sabah vapurda aç ve sinirli bir adam görürseniz sakın yanına yaklaşmayın, o benim.
Her gün gazetelerde, hatta bazen TV haberlerinde gördüğümüz, hisse değeri 6 haneyi aşmış internet şirketi haberlerinin neden Türkiye’den pek çıkmadığını merak ederiz. Üstelik bir internet şirketinin başarılı olması için belli bir ülkeden açılması da şart değilken, dilinin uyarlanması yeterliyken? Yani diğer iş alanlarındaki lojistik dezavantajlarımız da bu alanda yok.
Sadece Galatasaray da değil, aslında uluslararası alandaki futbol kupalarını alıp müzenize götürmek final karşılaşmalarını kazansanız dahi öyle kolay olmuyor. Hatta örneğin Dünya Kupası, her turnuvada kazansanız bile hiç bir şekilde alınamıyor!
Binlerce kilometre uzaklıkta da olsak, Güney Amerika’nın yerli halkı Mayaların bizimle bağlantısı uzun yıllardan beri yerli ve yabancı pek çok tarihçi ve antropolog tarafından kabul edilmiş bir olgu. Soyların bağlantısında en büyük delil her zaman olduğu gibi yine lisan olarak ortaya çıkıyor.
Bir süredir yeni posta yazarken, editördeki görsel düğmeler gözükmeyebiliyor. Dolayısıyla resim, link vs. eklerken kodlarla uğraşmak gerekebiliyor. Sayfadaki hata mesajı ise 44. satırdaki RealTinyMCE Javascript öğesinin tanımlanmadığını söylüyor. Wordpress forumlarına baktığımda sorunun büyük ihtimalle Java kodundaki satırların işlenme sırası ile alakalı olduğunu öğrendim. Yani tarayıcının önbelleğindeki karışıklıktan dolayı, bazen bu öğenin tanımlandığı satırlar henüz işlenmeden önce sayfa bu öğeyi talep edebiliyormuş. Genelde öneri CTRL + F5 yaparak sayfanın yenilenmesi. Şimdilik işe yarıyor gözüküyor. Bir an önce son versiyona geçtiğimde sorunun tamamen düzelip düzelmediğini göreceğiz.
Wired.com’un haberine göre, Teksas’taki South by Southwest Festivali’nde bir açık söyleşiye katılan Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, ketumluğun bedelini ağır ödedi. Sorulara kaçamak yanıtlar vermesi ile bilinen genç Zuckerberg, Sarah Lacy’nin sıkı ağzını açma çabaları sonuçsuz kalınca seyircinin “artık ilginç birşeyler söyle” şeklindeki tepkilerine hedef oldu. Bir anda yüzlerce talepkar soruyla karşı karşıya kalan Sarah Lacy, bu karmaşa karşısında Zuckerberg’e soru sormayı bırakıp mecburen oturuma bir moderatör olarak devam etmek zorunda kaldı. Wired’ın haberi verirken kullandığı sivri dil de gözlerden kaçmadı.